FRIEDA Sergi
Yıldızlara Bakmak
Dünyanın yaÅŸamından bir an geçer! O anı gerçekliÄŸiyle yakalayıp resme geçirmek,
bunu yaparken her ÅŸeyi unutmak! O anı yaÅŸamak, duyarlı bir levha olmak…
Zamanımızdan önce olan her ÅŸeyi unutarak gördüklerimizin imgesini yansıtmak…
(Cezanne, aktaran Berger, 31)
Yolda yürüyen iki yabancı iletiÅŸim kurar mı? Biri diÄŸerini fark ettiÄŸinde, etmediÄŸinde,
yol verdiğinde, bedensel varlığını kabul ettiğinde ya da reddettiğinde olan nedir?
“Sen varsın.
Var olduÄŸunu kabul ediyorum.
Var olduÄŸunu reddediyorum.”
Berger’e göre görme, yalnızca gözle algılanan bir süreç deÄŸildir; aynı zamanda
gördüklerimizi anlamlandırma biçimimizdir. “Görme” her zaman geçmiÅŸteki
deneyimlere, kültürel kodlara ve öÄŸrenilmiÅŸ anlamlara dayanır. Bir yabancıyı
gördüÄŸümüzde ona dair farkındalığımız, o anın salt gerçekliÄŸiyle deÄŸil, kendi
geçmiÅŸimizden ve içinde bulunduÄŸumuz toplumsal baÄŸlamdan gelen imgelerle
ÅŸekillenir. Görme, bu anlamda bir seçimdir. Ne gördüÄŸümüz ve nasıl gördüÄŸümüz,
Lacan’ın “büyük Öteki” dediÄŸi, üzerimizde etkisi olan kültürel ve dilsel sistemler
tarafından belirlenir.
Sabaha karşı gün aÄŸarırken, henüz gecenin karanlığından sıyrılmamış gökler
yüzünden, evlerde teker teker yanmaya baÅŸlayan ışıklar –genelde mutfak ışıkları olur
bunlar, iÅŸe gidenler yemek yiyordur muhtemelen– kimler için yanmış olurlar? Nasıl
insanlardır bunlar? İçlerinden kaç tanesi gün içinde yanımızdan geçer? Acıları var
mıdır? Kederleri? O gün hayatlarının en mutlu günüdür belki?
Bilmiyoruz. Bilemeyiz. BilemeyeceÄŸiz. Berger’in dediÄŸi gibi, gördüÄŸümüz ÅŸey her
zaman geçmiÅŸ deneyimlerimizin ve kültürel anlamlandırmalarımızın prizmasından
geçer. Lacan’a göre ise öteki, her zaman bir yabancı ve bir muamma olarak kalır.
BenliÄŸin bittiÄŸi ve ötekinin baÅŸladığı o küçük noktada yaÅŸanan iletiÅŸim ve anlayışkadar anlayabiliriz ötekini. Bu yüzden hayatımız boyunca baÅŸkalarıyla kurduÄŸumuz
iletişim, sadece attığımız anlık bakışlarla, bir fotoğrafın karesi gibi bir donmuş
görüntüde gördüÄŸümüze verdiÄŸimiz cevaplarla sınırlı olur.
GörüÅŸümüz neyi nerede gördüÄŸümüze baÄŸlı. GördüÄŸümüz ÅŸey de zaman ve yer
içinde bulunduÄŸumuz duruma baÄŸlıydı. Berger’in altını çizdiÄŸi gibi, “Görme, her
zaman dünya ile olan iliÅŸkimizi etkiler.
” Ama bu iliÅŸki, Lacan’ın iÅŸaret ettiÄŸi gibi,
yalnızca bireysel duyularımızla deÄŸil, Öteki’nin diline, kültürüne ve tarihine bağımlı
ÅŸekilde gerçekleÅŸir. Görme, dolayısıyla, bir anlam üretme sürecidir ve bu süreçte
gördüÄŸümüz ÅŸeyler bize Öteki tarafından ÅŸekillendirilmiÅŸ bir çerçevede sunulur.
Peki dünyanın ne kadarını görüyor, ne kadarını duyuyor, ne kadarını konuÅŸuyoruz?
Anlamlandırmaya çalışırken nelerden faydalanıyoruz? Desteklerimiz neler? Dünya,
gördüÄŸümüzden daha büyük bir alan sunuyor olabilir mi? Ya da Öteki’nin çerçevesi
dışında bir görme biçimi mümkün mü?
​
​
Sanatçılar
Ahmet Dündar
Beyza TosunoÄŸlu
Dilara Yerlikaya
DoÄŸukan ÇiltaÅŸ
Günseli Baki
Hasret Åžahin
Sait Özer
Saltık DoÄŸa Özsar
Serenay Anık Gök
Tutku Bulutbeyaz
Yağız Akdoğan
Yücel Tunca
Bir Yalnızlığın Hikâyesi
Bu sergi, kadın, yalnızlık, duyarsızlaÅŸma ve görünürlük temaları etrafında ÅŸekilleniyor. Gerçek bir hikâyeye dayanan FRIEDA’nın yaÅŸamı, bireyin toplum içindeki varoluÅŸ mücadelesini, görülme ve görülmeme
arasındaki ince çizgiyi sorguluyor.

OPUS.XI - EskiÅŸehir
Birlikte DüÅŸünmenin Yeri
Bu sergi, alternatif düÅŸünce ve üretimlere alan açan Opus.XI’in ev sahipliÄŸinde gerçekleÅŸti. Opus.XI, bağımsız sanat pratiklerine verdiÄŸi destekle, bu karşılaÅŸmaların mümkün kılındığı özgün bir zemin sundu.

Ahmet Dündar, Kendi Adına, Sanatçının kanı ile yapılmış biyoplastik, 3B baskı petg,
akrilik cam, 100x100x40 cm, 2025

Dilara Yerlikaya, Rota 1, Rota 2, Rota 3, Metal Kaynak, 28x45x22 cm,
35x81x25 cm, 18x50x30 cm, 2025
Yıldız Dönümü: Frieda’yı Anmak” baÅŸlığıyla ÅŸekillenen bu sergi, Mira Argun ve Åžebnem Ünsal’ın ortaya koyduÄŸu proje fikrinden doÄŸdu. DilÅŸad KırselioÄŸlu’nun danışmanlığında yürütülen süreçte; Emel GülÅŸah Akın, Elif ÖzuÄŸur, Ece Ebrar Sözkesen, Gülhan KuÅŸcu ve Derin Yagıcı’dan oluÅŸan küratöryel ekip, Frieda’nın yaÅŸamı üzerinden kadın, yalnızlık ve görünürlük temalarını çok katmanlı bir yaklaşımla ele aldı. Farklı disiplinlerden gelen bu isimler, serginin düÅŸünsel çerçevesini ortak bir duyarlıkla inÅŸa etti.

Hasret Åžahin, İz Üzerine, Pastırma, Epoksi, Konserve Çalışma 28 adet 7 cm çapındaki konserve kutularından oluÅŸmaktadır. Konserve kutuları içlerinde ÅŸeffaf epoksinin kapladığı bir parça pastırma barındırmaktadır. Pastırmalar merkezden geçen kırmızı bir çizgi formundadır.
Serginin hayata geçme sürecinde, güçlü bir koordinasyon ve yaratıcı üretim ağı kuruldu. Operasyon ekibinden DoÄŸukan ÇiltaÅŸ, Yağız AkdoÄŸan, BüÅŸra Yılmaz, Berra Nur NiÅŸancı, Zülal Erkul ve Dilara Yerlikaya; sürecin tüm lojistik, planlama ve uygulama adımlarında titizlikle çalışarak serginin saÄŸlam bir zeminde ilerlemesini saÄŸladı. Yaratıcı ekipten Deniz Altan, Sena Erol, Beray Eski, Duru Aydın ve Furkan Yılmaz ise serginin görsel, iÅŸitsel ve mekânsal atmosferini oluÅŸturarak anlatının duygusunu güçlendiren özgün bir dil
ortaya koydu.









